Türkiye Barolar Birliğine Üst Mahkemeden Yeni Karar

Türkiye Barolar Birliğine Üst Mahkemeden Yeni Karar

Anasayfa / barolar birliği / Türkiye Barolar Birliğine Üst Mahkemeden Yeni Karar
Türkiye Barolar Birliğine Üst Mahkemeden Yeni Karar

Adana Barosu Avukatlarından olan Av. Yurdagül Gündoğan'nın 12 Baro’nun olağanüstü genel kurul çağrısını reddeden Türkiye Barolar Birliği aleyhine açtığı davada Ankara 5. İdare Mahkemesi, 12 baronun olağanüstü genel kurul çağrısını reddeden Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) kararının yürütmesini durmasına karar vermişti.

Yürütmeyi Durdurma kararının ardından Türkiye Barolar Birliğinin karara itiraz etmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi oy çokluğuyla yürütmenin durdurulması kararını kaldırmıştır. Yürütmeyi durdurma kararının ardından Av. Yurdagül Gündoğan ise kararı şöyle yorumladı ;

 "Adana Barosu delegesi sıfatıyla Türkiye Barolar Birliğine karşı açtığım davada, Ankara 5. İdare Mahkemesi, TBB'nin 12 Baronun olağanüstü genel kurul talebinin reddine yönelik işlemini kanuna açıkça aykırı bularak, yürütmesinin durdurulmasına oybirliğiyle karar vermişti.

Türkiye Barolar Birliğinin karara itiraz etmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi oy çokluğuyla yürütmenin durdurulması kararını kaldırmıştır.

12. İdari Dava Dairesi gerekçeli kararında;

"... idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu" olduğunu;

"İdari işlemlerin; bu işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceği yargısal ve bilimsel içtihatlarla kabul edilmekte olup; kişi ve kuruluşların, idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, iptal davası açma ehliyetinin varlığı için yeterli" olduğunu irdeledikten sonra, kendi gerekçesine aykırı şekilde;

"...Birlik Genel Kurul delegesi olan davacının; dava konusu işlemin iptalini istemesi için, işlem ile arasında yukarıda çerçevesi çizilen biçimde bir menfaat ilişkisinin bulunduğundan söz edilemez" gerekçesiyle, "TBB'nin yaptığı itirazın kabulüne, yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına oy çokluğuyla karar vermiştir."

Üç üyeden birisi, "yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararda yasaya aykırılık bulunmadığından itiraz isteminin reddi gerektiği" görüşüyle çoğunluk kararına karşı çıkmıştır.                  

12. İdari Dava Dairesinin verdiği karar, kendi gerekçesiyle çelişki içerisindedir.   

Şöyle ki;   

Birlik Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü hallerde veya en az on baronun yönetim kurulları yazı ile isterse Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır. (m115/2) Bu çağrı sonuç itibarıyla genel kurul üyelerine (yani delegelere) yönelik bir çağrıdır ve  doğrudan delegeleri etkileyecek nitelikte  bir işlemdir.

Türkiye Barolar Birliği, 12 baronun usulüne uygun yaptığı çağrıyı reddetmekle; olağanüstü genel kurulun toplanmasını ve Avukatlık Kanunu’nun delegelere tanıdığı seçme, seçilme, gündemdeki diğer konuları görüşerek karar alma hak ve yetkilerini kullanmalarını engellemiştir.

"idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi," genel kurulu oluşturan delegeyle genel kurul arasında kurulamayacaksa, daha başka kimler ve hangi durumlar için kurulabilir?

Kaldı ki, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "iptal davaları", idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. 

Bu olayda, olağanüstü genel kurula çağrılmayarak genel kurul hakkı engellenen delegenin menfaati ihlal edilmiş sayılmayacaksa, başka hangi olayla ihlal edilmiş sayılacaktır? Aslında gerekçede bu soruya da cevap verilmiştir; "Menfaat ihlali, hak ihlali kavramından daha geniş kapsamlı olup; maddi veya manevi bir zararı bulunmasa dahi ilgiliye dava açma hakkı vermektedir."

Sonuç olarak;

Ankara 12.İdari Dava Dairesi, Türkiye Barolar Birliğinin baroların olağanüstü genel kurul taleplerini reddetmesi işlemini kanuna uygun bulduğu için değil; işlemle delege arasında menfaat ilişkisi kuramadığı(!) için yürütmenin durdurulması kararını kaldırmıştır.

Gerekçeden çıkan sonuca göre; davayı, genel kurul isteyen 12 barodan sadece biri bile açılmış olsaydı, yürütmeyi durdurma kararı kaldırılmayacaktı. Belki de şu günlerde, kayıtlı olduğu Ankara Barosunun değil Diyanet İşleri Başkanlığının arkasında duran; Cumhuriyet hukukundan ve laiklikten hızla uzaklaşan Barolar Birliği Başkanının makamında son günlerini sayıyor olacaktık.

Tarih bu uğurda verilen her mücadeleyi yazdığı gibi; elbette seyirci kalanları da hafızasının en derin köşesine not ediyordur.

Bu davayla verilen mücadele göstermiştir ki; Türkiye Barolar Birliği Başkanı makamına artık pamuk ipliğiyle bağlıdır. Ona gücünü veren de o gücü elinden çekip alacaklar da delegelerdir.

Bundan kurtuluş yoktur" dedi.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA

VERİLEN KARARAİTİRAZ EDEN (DAVALI) : TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI

 VEKİLİ                                 : Av. SERAY ŞENFER

       Oğuzlar Mahallesi Barış Manço Caddesi Av. Özdemir Özok Sokak No:8 Balgat-Çankaya/ANKARA

KARŞITARAF (DAVACI) : YURDAGÜL GÜNDOĞAN  

       Reşatbey Mah. Fuzuli Cad. N:9 Furkan İşm. K:7 N:14Seyhan/ADANA

İSTEMİN ÖZETİ                                 :  Dava, Adana Barosu'na kayıtlı avukat olarak görev yapan davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliğinin, Adana, Antalya, Ankara, Aydın, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin, Şanlıurfa, Tunceli, Van Baro Başkanlıklarının Olağanüstü Genel Kurul Çağrısının reddine ilişkin 08/11/2019 tarih ve 2019/1392 sayılı Yönetim Kurulu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada; yürütmenin durdurulması isteminin kabulü yönünde Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 10/03/2020 gün ve E:2020/97 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

                                               TÜRK MİLLETİ ADINA

                Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:  

                Dava, Adana Barosu'na kayıtlı avukat olarak görev yapan davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliğinin, Adana, Antalya, Ankara, Aydın, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin, Şanlıurfa, Tunceli, Van Baro Başkanlıklarının Olağanüstü Genel Kurul Çağrısının reddine ilişkin 08/11/2019 tarih ve 2019/1392 sayılı Yönetim Kurulu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır.  

                2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "iptal davaları", idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. 

                 İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, sübjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. Menfaat ihlali, hak ihlali kavramından daha geniş kapsamlı olup; maddi veya manevi bir zararı bulunmasa dahi ilgiliye dava açma hakkı vermektedir. Ancak her halde menfaat ilgisinin, meşru, kişisel ve güncel olması gerekmektedir.

                İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.

                İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolayısıyla da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.   

                "Meşru menfaat” ilgisinden kasıt, kişi ile işlem arasında hukuken kabul edilebilir, dinlenilebilir veya korunmaya değer bir ilginin varlığı iken; “kişisel menfaat” ilgisiyle, işlemin, kişinin hukukunu etkilemesi, diğer bir anlatımla kişi bakımından hukuk aleminde sonuç doğurması kastedilmektedir. “Güncel menfaat” ise, söz konusu işlemin kişi üzerindeki hukuki etkisinin doğmak üzere olmasını veya halihazırda devam etmesini, işlemin uygulanabilir niteliğini yitirmemesini ifade etmektedir.

                 İdari işlemlerin; bu işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceği yargısal ve bilimsel içtihatlarla kabul edilmekte olup; kişi ve kuruluşların, idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, iptal davası açma ehliyetinin varlığı için yeterli sayılmaktadır. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmektedir.  

                1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Toplantılar “ Başlıklı 115. maddesinde “Birlik Genel Kurulu iki yılda bir evvelki genel kurulun tayin edeceği zaman ve yerde olağan toplantısını yapar. (Ek cümle: 13/01/2004 - 5043/4.md.) Ancak, seçimli genel kurul toplantıları Ankara'da yapılır. Birlik Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü hallerde veya en az on baronun yönetim kurulları yazı ile isterse Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.

                Adalet Bakanı, adaletin ve meslekin genel menfaatleri ve hazırlanacak adli ve mesleki kanun tasarıları hakkında görüş ve düşüncelerini almak üzere Genel Kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmasını Birlik Yönetim Kurulundan istiyebilir.” hükmünü içermektedir.

                 Dava dosyasının incelenmesinden, Adana, Antalya, Ankara, Aydın, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin, Şanlıurfa, Tunceli, Van Baro Başkanlıklarının Avukatlık Kanunu'nun 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Türkiye Barolar Birliği'ne Olağanüstü Genel Kurul Çağrısında bulundukları, Türkiye Barolar Birliğinin08/11/2019 tarih ve 2019/1392 sayılı ret kararı üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

                Yasa koyucu, Birlik Genel kurulunu kimlerin olağanüstü toplantıya çağıracağını sayma yoluyla belirlemiş olup, Genel kurul delegelerine bunların arasında yer vermemiştir. Dolayısıyla yasada yer alan sayıda Baro Başkanlıklarının "Olağanüstü Genel Kurul" çağrısının reddine ilişkin işlemin iptalini isteme hakkının başvuruda bulunan Baro Başkanlıklarına ait olduğu tabiidir. 

                Bu durumda; Adana Barosu'na kayıtlı avukat olarak görev yapan ve Birlik Genel Kurul delegesi olan davacının; dava konusu işlemin iptalini istemesi için, işlem ile arasında yukarıda çerçevesi çizilen biçimde bir menfaat ilişkisinin bulunduğundan söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle davalı idare itirazının KABULÜNE, Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 10/03/2020 gün ve E:2020/97 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın 27/2. maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığından yürütmenin durdurulması isteminin REDDİNE, 2577 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca 22/04/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Başkan                                                                           Üye                                                           Üye

KALENDER TÜREOĞLU                                 AYŞE BAŞARAN EROL                         SEBAHATTİN ÜNA

32730                                                                                  32645                                                   38346

                                                                                                                                                                X

                                                               KARŞI OY

                Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere göre mahkemece yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararda yasaya aykırılık bulunmadığından itiraz isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım.              

                                                                                                                                             Üye

                                                                                                                             SEBAHATTİN ÜNAL

                                                                                                                                             38346  

                                                                                             

Kaynak: adaletbiz.com